Gaz miktarı azalınca kapasite ne kadar düşer?
Kayıp doğrusal değil; eksilen orandan belirgin biçimde büyük. Sebebi çevrimin dengesinin bozulması.

"Gazı biraz eksilmiş" ifadesi sahada sık kullanılıyor ama ne kadar eksilmenin ne kadar kayıp ürettiği nadiren söyleniyor. Oysa gaz azalınca kapasite ile miktar arasındaki ilişki sanılandan çok daha sert.
Şarj eksildikçe kapasite nasıl düşüyor, kayıp neden doğrusal değil ve hangi noktadan sonra tablo değişiyor?
Kayıp doğrusal değil
Akla gelen ilk varsayım şu: yüzde on gaz eksilirse yüzde on kapasite kaybı olur. Gerçek böyle işlemiyor.
Sebebi genleşme elemanının çalışma biçimi. Sistem belirli bir akışkan miktarı için tasarlanmış; miktar azaldığında yalnız taşınan akışkan azalmıyor, çevrimin dengesi de bozuluyor.
Şarj düştükçe buharlaşma basıncı düşüyor. Eşanjörün bir bölümü artık sıvı akışkanla dolmuyor ve ısı alışverişinde kullanılamıyor. Yani hem taşınan miktar azalıyor hem de taşımanın yapıldığı yüzey küçülüyor.
Bu iki etki birlikte çalıştığı için kapasite kaybı, eksilen gaz oranından belirgin biçimde büyük oluyor. Küçük görünen bir eksilme, konforda hissedilir bir fark üretiyor.
Kesin bir yüzde vermek doğru olmuyor; oran cihazın tasarımına, genleşme elemanının tipine ve çalışma koşullarına göre değişiyor. Ama yön her sistemde aynı.

Elektrik tüketimi ters yönde hareket ediyor
Kapasite düşerken tüketim düşmüyor; artıyor. Bu, ilk bakışta ters görünüyor.
Sebebi şu: cihaz hedef sıcaklığa ulaşamıyor ve durmuyor. Sabit devirli bir cihaz sürekli çalışıyor, inverter bir cihaz sürekli yüksek devirde kalıyor.
Sonuçta daha az soğutma için daha çok saat çalışılıyor. Fatura üzerindeki etki, kapasite kaybından daha erken fark ediliyor.
Kompresör tarafında da bir maliyet var: dönüş gazı yeterince soğutamadığı için kompresörün kendi sıcaklığı yükseliyor. Bu, yağın bozulmasını hızlandırıyor.
Buzlanma görüldüğünde ne yapılmalı
Buz gören kullanıcının ilk tepkisi cihazı çalıştırmaya devam etmek oluyor; bu tam tersini yapmak gerekiyor.
Cihaz soğutmadan çıkarılıp fan modunda çalıştırılıyor. Böylece buz, kompresör zorlanmadan çözülüyor. Buzu bıçakla ya da sıcak suyla kazımak eşanjör kanatçıklarına zarar veriyor.
Buz çözülürken oluşan su, tahliye tavasının normal kapasitesini aşabiliyor. Bu yüzden iç ünitenin altına bir kap ya da bez konması işe yarıyor.
Buz tamamen çözüldükten sonra cihaz soğutmada denenebiliyor. Buzlanma kısa sürede geri geliyorsa sebep yerinde duruyor demek; ölçüm yapılmadan çalıştırmaya devam etmek kompresörü riske atıyor.
Buzlanma neden başlıyor
Eksik şarjın en tanıdık belirtisi bu ve mekanizması öğretici.
Şarj azaldığında buharlaşma basıncı düşüyor. Basınç düşünce akışkanın kaynama sıcaklığı da düşüyor ve eşanjör yüzeyi sıfırın altına iniyor.
Havadaki nem bu yüzeyde yoğuşmak yerine donuyor. Buz tabakası büyüdükçe hava geçişi kısılıyor, hava azalınca yüzey daha da soğuyor. Kendini besleyen bir döngü.
Bu noktadan sonra cihaz neredeyse hiç soğutmuyor; üflenen hava azalıyor ve iç üniteden su damlamaya başlıyor. Buz eridiğinde tahliye tavasının kapasitesini aşan bir su ortaya çıkıyor.
Aynı tablo kirli filtre ve zayıf hava debisiyle de oluşabiliyor. Ayrımı yapan şey ölçüm; iki durumda basınç ve sıcaklık değerleri farklı okunuyor.
Kompresör en son etkileniyor ama en pahalıya
Eksik şarjın ilk günlerde kompresöre zararı görünmüyor. Zarar birikimli.
Kompresör, dönen soğuk gazla soğutuluyor. Şarj azaldığında bu soğutma zayıflıyor ve sargı sıcaklığı yükseliyor.
Yüksek sıcaklık yağın bozulmasını hızlandırıyor. Yağ özelliğini kaybettikçe yağlama zayıflıyor ve mekanik aşınma başlıyor.
Bir de buzlanma sonrası sıvı dönüşü var: eriyen buzun ardından buharlaşamayan akışkan kompresöre sıvı halde ulaşabiliyor. Bu, tek seferde hasar üreten durumlardan biri.
Bu yüzden "biraz eksik, idare eder" yaklaşımı yanlış bir hesap. Ertelenen bir dolum işlemi, kompresör değişimine dönüşebiliyor.

Isıtma modunda tablo farklı
Eksik şarjın belirtileri ısıtmada aynı biçimde ortaya çıkmıyor; bu, teşhiste karışıklığa sebep oluyor.
Isıtmada roller yer değiştiriyor: dış ünite ısıyı çeken taraf oluyor. Şarj eksildiğinde buzlanma iç ünitede değil dış ünitede yoğunlaşıyor ve defrost çevrimi normalden çok daha sık devreye giriyor.
Kullanıcı bunu "cihaz sürekli duruyor, sıcak hava vermiyor" diye tarif ediyor. Oysa cihaz duruyor değil; buz çözme çevrimini tekrar tekrar çalıştırıyor.
Bu yüzden kışın fark edilen bir performans düşüşü, yazın da devam eden bir kaçağın işareti olabiliyor. Mevsim değiştiğinde sorunun kaybolduğu izlenimi yanıltıcı; belirti biçim değiştiriyor.
Ne zaman fark ediliyor
Yavaş kaçaklarda süreç kademeli ilerliyor ve kullanıcı alışıyor.
İlk aşama: cihaz hedefe biraz daha geç ulaşıyor. Fark edilmiyor; hava sıcak diye düşünülüyor.
İkinci aşama: sıcak günlerde hedefe hiç ulaşılamıyor. Cihazın "yaşlandığı" düşünülüyor.
Üçüncü aşama: buzlanma başlıyor, üfleme zayıflıyor, su damlaması ortaya çıkıyor. Bu noktada servis aranıyor.
Aradaki süre bazen iki sezon oluyor. İlk aşamada yakalanan bir kaçak küçük bir işlemle çözülürken, üçüncü aşamada tablo genişliyor.
Karşılaştırma imkânı olan tek şey geçmiş: "geçen yaz aynı sıcaklıkta sorun yoktu" cümlesi, teşhiste en değerli bilgilerden biri.
Erken yakalamanın karşılığı
Kaçağın hangi aşamada bulunduğu, yapılacak işin büyüklüğünü doğrudan belirliyor.
Erken aşamada iş genellikle şu: kaçak noktası bulunuyor, bağlantı yeniden yapılıyor, sistem vakumlanıp şarj ediliyor. Tek ziyarette biten bir işlem.
Geç aşamada tabloya başka kalemler ekleniyor. Buzlanma yaşanmışsa drenaj ve tava kontrolü, uzun süre eksik çalışmışsa kompresör değerlendirmesi, sıvı dönüşü olmuşsa kurutucu değişimi.
Bir de ölçülemeyen bir kalem var: eksik çalışan cihazın o süre boyunca fazladan harcadığı elektrik. İki sezon boyunca yetersiz soğutan bir cihaz, faturada sessizce birikmiş bir maliyet bırakıyor.
Ölçüm ne gösteriyor
Eksik şarj basınca bakılarak değil, iki değerle anlaşılıyor.
Aşırı ısıtma yükseliyor. Eşanjörde buharlaşacak akışkan azaldığı için buhar gereğinden fazla ısınıyor.
Aşırı soğutma düşüyor. Yoğuşan akışkan miktarı azaldığı için sıvı yeterince soğumuyor.
İkisi birlikte okunduğunda tablo netleşiyor: bu ikili eksik şarjın imzası. Fazla şarjda değerler ters yönde hareket ediyor.
Ölçüm dengelenmiş sistemde yapılıyor ve ortam sıcaklıklarıyla birlikte kayda geçiyor. Aksi halde sonraki servis için karşılaştırma imkânı kalmıyor.
Bu değerler bakılmadan yapılan dolum, sistemi doğru noktaya getirmiyor; fazla şarj da kendi zararını üretiyor.
Kaçak nerede aranıyor
Eksik şarj tespit edildikten sonraki iş, kaybın nereden olduğunu bulmak.
En sık nokta havşa bağlantıları. Montajda açılan koninin yüzey kalitesi ve sıkma torku belirleyici; hatalı bir havşa yıllar içinde sızdırıyor.
İkincisi servis vanası gövdeleri ve vana kapakları. Kapağın contası çoğu zaman gözden kaçıyor.
Üçüncüsü kaynak ve lehim noktaları. Azot altında yapılmamış bir kaynakta içeride oluşan kabuk, zamanla çatlak üretebiliyor.
Dördüncüsü eşanjör kanatçıkları arası. Deniz kenarında korozyon kaynaklı bu tip kaçaklar daha sık; onarımı da en zoru.
Arama sırası da bu: kolay erişilen ve en olası noktadan başlanıyor, dedektör ve köpükle doğrulanıyor.
Eksik şarj mı, başka bir şey mi
Aynı belirtileri üreten başka sebepler de var; ayrım yapılmadan gaz eklemek en sık yapılan hata.
Kirli iç ünite eşanjörü ve tıkalı filtre. Hava debisi düşünce yüzey soğuyor ve buzlanma başlıyor. Eksik şarjla aynı tabloyu üretiyor ama ölçüm değerleri farklı.
Kirli dış ünite. Isı atılamıyor, basınç yükseliyor, kapasite düşüyor. Belirtiler benzer ama yön ters.
Fan motoru zayıflığı. Devri düşen fan hava debisini azaltıyor; kirli eşanjörle aynı sonucu veriyor.
Genleşme elemanı tıkanıklığı. Nem ya da kalıntı kaynaklı; akış kısıtlandığı için eksik şarja çok benzeyen değerler üretiyor.
Dördü de gaz eklenerek çözülmüyor. Ölçüm bu ayrımı yapmak için var.
Bu işi biz yapıyoruz
Aliağa, Yenişakran, Çandarlı, Bergama ve Dikili'de klima bakımı, kaçak tespiti ve ölçümlü gaz işlemleri için ADEK Klima'ya ulaşabilirsiniz. Soğutmada zayıflama fark edildiğinde erken ölçüm, işlemin kapsamını küçük tutuyor.