Galeri ve showroomda klima
Kapasiteyi metrekare değil cam yüzeyi belirliyor; geniş kapılar dengeyi sürekli bozuyor.

Araç galerileri ve showroomlar, iklimlendirme açısından kendine özgü bir yapı: geniş cam cephe, yüksek tavan ve seyrek ama uzun süreli kullanım. Kapasite hesabı burada metrekareden çok cam yüzeyine bağlı çıkıyor.
Güneş yükü ve geniş hacimdeki dağılım sorunu burada birlikte çalışıyor; mekâna özgü başlıklar da bu ikisinin etrafında toplanıyor.
Cam cephe yükü belirliyor
Bu mekânların tanımlayıcı özelliği, ürünün görünmesi için tasarlanmış geniş cam yüzeyler.
Cam, güneş ışınımını doğrudan içeri geçiriyor. İçeride emilen bu ısı, tekrar dışarı çıkamıyor ve ortam ısınıyor.
Etki gün içinde değişiyor: cephe yönüne göre sabah ya da öğleden sonra tepe yapıyor. Batıya bakan bir cephede en zorlu saatler günün sonunda geliyor.
Bu yüzden kapasite hesabında cam alanı, yönü ve camın türü ayrı bir kalem oluşturuyor. Isı kontrol özellikli cam ya da sonradan uygulanan güneş kontrol filmi, gereken kapasiteyi doğrudan düşürüyor. Gölgeleme mümkün olmadığında — vitrin görünürlüğü bozulmasın diye — yük tamamen iklimlendirme sistemine kalıyor.

Yüksek tavanda hava nereye gidiyor
Bu mekânlarda tavan yüksekliği fazla ve hacim büyük. Soğutmada bu bir avantaj: soğuk hava aşağı iniyor ve kullanım bölgesine ulaşıyor.
Isıtmada ise tersi geçerli; sıcak hava tavan hizasında birikiyor ve zemin seviyesinde konfor sağlanamıyor. Kışın en sık gelen şikâyet bu.
Çözüm dağıtımın düzenlenmesinden geçiyor: üflemenin aşağı yönlendirilmesi, dolaşım fanları ve mümkünse zemin seviyesinden ısıtma.
Kapasite bölünmesi de burada işe yarıyor. Tek noktadan üflenen hava geniş hacimde uzak köşelere ulaşmıyor; birden çok üniteyle dağılım dengeleniyor.
Kanallı sistemler bu yapılarda yaygın: hava menfezlerle geniş bir alana yayılıyor ve ünite görünürde durmuyor.
Kapı ve giriş düzeni
Bu mekânlarda kapılar hem geniş hem sık açılıyor. Müşteri girişine ek olarak araç giriş çıkışı da var; büyük bir kapı açıldığında hacmin havası kısa sürede dışarıyla değişiyor.
Bu, sistemin sürekli baştan başlaması anlamına geliyor. Şartlandırılan hava dışarı gidiyor ve cihaz hiç dengeye ulaşamıyor.
Girişe hava perdesi konması bu kaybı belirgin biçimde azaltıyor; kapı açıkken oluşan hava geçişini sınırlıyor.
Araç giriş kapısı ise ayrı bir başlık: kullanım sıklığı düşük ama açıldığında etkisi büyük. Bu kapının bulunduğu bölüm, satış alanından ayrılabiliyorsa sistem çok daha verimli çalışıyor.
Bölme yapılamayan mekânlarda hesap, bu kayıp dikkate alınarak yapılıyor.

Egzoz ve iç hava kalitesi
Araçların hareket ettiği kapalı alanlarda ikinci başlık hava kalitesi.
Motor çalıştırıldığında ortama egzoz gazı karışıyor. Klima bu gazı ortamdan uzaklaştırmıyor; aynı havayı dolaştırıyor.
Uzaklaştırma işi havalandırmanın: egzoz fanı, taze hava girişi ve gerekiyorsa noktasal emiş. Bu, yalnız konfor değil güvenlik başlığı; kapalı hacimde biriken egzoz gazı ciddi risk üretiyor. Klimanın rolü ise şartlandırma; havalandırmayla getirilen taze havanın soğutulması ya da ısıtılması sisteme ek yük bindiriyor ve bu yük hesaba katılıyor.
Servis ve bakım bölümü bulunan galerilerde bu ihtiyaç daha da belirgin oluyor.
Aydınlatma ve sergileme yükü
Bu mekânlarda ürünün iyi görünmesi için yoğun aydınlatma kullanılıyor. Aydınlatma doğrudan bir ısı kaynağı; özellikle eski tip spot armatürlerde bu yük belirgin oluyor. Sergilenen araçlar da gün içinde ısınıyor: cam cepheden gelen ışınım araç yüzeyinde emiliyor ve ortama veriliyor.
Bu iki kalem, aynı büyüklükteki bir depoya göre yükü ciddi biçimde yukarı çekiyor. Aydınlatmanın verimli tiplerle değiştirilmesi hem elektrik hem soğutma tarafında iki yönlü kazanç üretiyor.
Bu yüzden kapasite hesabı yapılırken aydınlatma projesi de isteniyor; sonradan yapılan bir aydınlatma değişikliği hesabı doğrudan değiştiriyor.
Kullanım düzeni ve tüketim
Bu mekânlar gün boyu açık ama doluluk düşük; bu, kendine özgü bir tüketim tablosu üretiyor.
Sistem büyük bir hacmi sürekli şartlandırıyor, içeride ise birkaç kişi bulunuyor. Bu yüzden kişi başına düşen tüketim yüksek çıkıyor.
Kazanç sağlayan başlıklar burada işletme kararlarında: kapalı bölümlerin ayrı kontrol edilmesi, mesai dışında ayar değerinin geri çekilmesi ve zamanlayıcı kullanımı. Ofis, satış ve teşhir alanlarının ayrı kontrol edilebilmesi, sistem planlanırken karar veriliyor.
Merkezi izleme bulunan sistemlerde hangi bölümün ne kadar çalıştığı görülebiliyor; tüketimin nereden geldiği tahminle değil veriyle belirleniyor. Bu veri, sonraki iyileştirme kararlarının da temeli oluyor: cam filmi mi, aydınlatma değişimi mi, yoksa kontrol düzeni mi.
Vitrin camında yoğuşma
Bu mekânlara özgü bir şikâyet de camda oluşan buğu.
İç ortam sıcak ve nemliyken cam yüzeyi soğuksa, yüzeyde yoğuşma oluşuyor. Kışın sabah saatlerinde ve nemli havalarda belirginleşiyor.
Sonuç doğrudan işletmeyi ilgilendiriyor: buğulu bir vitrin, ürünün görünmesini engelliyor.
Çözüm iki yönlü: ortam nemini düşürmek ve cam yüzeyine hava akışı sağlamak. Menfezlerin cam cepheye doğru yönlendirilmesi, yüzey sıcaklığını yükseltip yoğuşmayı azaltıyor.
Yalıtımlı cam kullanılan yapılarda sorun belirgin biçimde küçülüyor; tek camlı eski vitrinlerde ise sistem planlamasının parçası hâline geliyor. Aynı ilke soğutmalı vitrini bulunan diğer işletmeler için de geçerli.
Servis ve yıkama bölümü
Galerilerin bir bölümünde servis, yıkama ve hazırlık alanları da bulunuyor. Bu alanlar satış alanından farklı davranıyor: yıkama nem üretiyor, servis bölümünde egzoz ve kimyasal buharı bulunuyor. Bu yüzden bu hacimlerin havası satış alanına verilmiyor; ayrı bir havalandırma düzeniyle dışarı atılıyor.
İklimlendirme tarafında hedef de değişiyor: burada konfor aralığı değil, çalışılabilir bir ortam ve havalandırma önde.
Cihaz seçiminde bakım kolaylığı ve dayanıklılık öne çıkıyor; satış alanındaki cihazlarla aynı bakım aralığı uygulanmıyor.
Servis çağırmak isterseniz
Aliağa, Yenişakran, Çandarlı, Bergama ve Dikili'de galeri, showroom ve geniş cam cepheli mekânlar için keşif, yük hesabı, sistem planlaması ve dönemsel bakım yapıyoruz. Cam yüzeyi ve aydınlatma yükü hesaba ayrıca giriyor.