Camide ve yüksek hacimli yapıda klima
Yüksek hacim ve aralıklı yoğun kullanım; kapasiteyi büyütmek dağılım sorununu çözmüyor.

Camiler, iklimlendirme açısından alışılmadık bir yapı sunuyor: yüksek hacim, aralıklı ve yoğun kullanım. Mekân günün büyük bölümünde boş, belirli saatlerde ise tam doluluğa çıkıyor. Bu düzen, standart kapasite hesabını doğrudan zorluyor.
Hava dağılımı bu yapılarda kullanım düzenine göre planlanıyor; halı ve nem tarafı da ayrı birer başlık oluyor.
Yüksek hacimde havanın ulaşması
Bu yapılarda tavan yüksekliği fazla; şartlandırılan hava, insanların bulunduğu bölgeye ulaşmak zorunda.
Soğutmada soğuk hava ağır olduğu için aşağı iniyor; bu, işi kolaylaştırıyor. Isıtmada ise tersi geçerli: sıcak hava yükselip kubbe hizasında birikiyor.
Kışın en sık karşılaşılan tablo bu: cihazlar sürekli çalışıyor, üst bölüm ısınıyor ama zemin seviyesinde konfor sağlanamıyor. Çözüm hava dağılımını yeniden düzenlemekten geçiyor: üfleme yönünün aşağı yönlendirilmesi, düşük devirde çalışan dolaşım fanları ve gerekiyorsa zemin seviyesinden ısıtma.
Kapasiteyi büyütmek bu sorunu çözmüyor; hava aynı yerde birikmeye devam ediyor ve yalnız tüketim artıyor.

Kullanım düzeni planlamayı belirliyor
Bu yapılarda yük, saate göre keskin biçimde değişiyor.
Günün büyük bölümünde birkaç kişi bulunuyor; belirli vakitlerde ise mekân doluyor. Haftalık ve dini günlerde doluluk daha da yükseliyor.
Bu, iki farklı ihtiyacı aynı anda üretiyor: boş saatlerde küçük bir yük, dolu saatlerde çok büyük bir yük.
Çözüm, kapasitenin bölünmesi oluyor. Birden çok üniteyle kurulan bir sistemde boş saatlerde bir bölümü çalışıyor, yoğun saatlerde tamamı devreye giriyor.
İkinci başlık ön hazırlık: mekânın kalabalık gelmeden önce şartlandırılması. Yapı kütlesi bir tampon görevi görüyor ve ani yükü karşılıyor.
Bu iki yaklaşım birlikte uygulandığında hem konfor sağlanıyor hem de sistem sürekli tam kapasitede çalışmıyor.
Halı ve zemin yüzeyi
Bu yapıların kendine özgü bir yüzeyi var: geniş halı alanı.
Halı, toz ve partikül tutan bir yüzey. Cihazların emişine ulaşan toz miktarı, sert zeminli mekânlara göre belirgin biçimde yüksek oluyor.
Bu, filtre bakım aralığını doğrudan kısaltıyor. Filtre tıkandığında hava debisi düşüyor ve zaten zor olan dağılım daha da bozuluyor.
İkinci başlık nem: halı nem tutuyor. Kalabalık kullanım sonrası ortamda yükselen nem, halı yüzeyinde uzun süre kalabiliyor.
Bu yüzden kullanım sonrası havalandırma, bu yapılarda ayrı bir alışkanlık olarak kuruluyor. Nem ortamdan çıkarılmadığında koku ve biyolojik büyüme başlıyor.
Abdest alma bölümleri ve şadırvan çevresi de nem kaynağı; bu alanların havalandırması ana hacimden ayrı planlanıyor.

Cihaz yerleşimi ve ses
Bu mekânlarda sessizlik, konfor kadar önemli bir ölçüt.
Yüksek devirde çalışan bir cihaz, ortamda sürekli bir uğultu üretiyor. Bu, mekânın kullanım amacıyla doğrudan çelişiyor.
Bu yüzden cihazlar, ihtiyacı düşük devirde karşılayacak biçimde bir miktar geniş seçiliyor ve birden çok noktaya dağıtılıyor. Kanallı sistemler bu açıdan avantajlı: ünite ayrı bir hacimde kalıyor, ortamda yalnız menfez bulunuyor ve ses belirgin biçimde düşüyor.
Yerleşimde ikinci ölçüt doğrudan üflememek: saf hâlinde oturan ya da secde eden kişilere doğrudan hava gelmemesi gerekiyor. Duvar tipi cihazlarda bu, panjur yönlendirmesiyle bir miktar düzeltiliyor ama konum seçimi asıl belirleyici.
Tarihi ve büyük yapılarda
Yapının kendisi de planlamayı sınırlayabiliyor.
Tarihi yapılarda cihaz konumu, hat güzergâhı ve delik açılması ayrı izinlere ve dikkate tabi. Görünürlük de bir ölçüt hâline geliyor.
Bu yapılarda çözüm çoğu zaman gizlenebilir sistemlere kayıyor: kanallı üniteler, zemin seviyesinden üfleme ve mevcut boşlukların kullanılması. Duvar kalınlığı fazla olduğu için hat geçişleri ve tahliye planlaması daha uzun sürüyor.
Nem tarafı burada da önemli: taş ve tuğla yüzeylerde yoğuşma, yapı malzemesini uzun vadede etkiliyor. Bu yüzden hedef sıcaklık ve nem aralığı, konfor kadar yapı korumasına göre de belirleniyor.
Karar tek başına iklimlendirme ekibinin değil; yapıdan sorumlu tarafla birlikte veriliyor.
Kışın ısıtma dengesi
Bu yapılarda kış kullanımı, yaz kullanımından daha zorlayıcı oluyor.
Sıcak hava yükseldiği için üfleme yönü ve dolaşım daha da belirleyici hâle geliyor. Kubbe hizasında biriken ısı, zemin seviyesine indirilmediğinde harcanan enerji boşa gidiyor.
Isı pompası özelliği olan cihazlarda dış hava düştükçe kapasitenin azaldığı hesaba katılıyor; en soğuk günlerde ek çözüm gerekebiliyor. Zemin seviyesinden ısıtma yapılan yapılarda tablo değişiyor: ısı doğrudan kullanım bölgesine veriliyor ve hava dolaşımına daha az ihtiyaç kalıyor.
Mevcut yapıya sonradan eklenen sistemlerde ise iki kaynağın birlikte çalışması planlanıyor; hangi koşulda hangisinin devrede olacağı tanımlanıyor.
Bu tanım yapılmadığında iki sistem aynı anda çalışıyor ve beklenen kazanç ortadan kalkıyor.
Yönetim tarafında planlama
Bu yapılarda sistemin doğru çalışması, kullanım düzeniyle birlikte kuruluyor.
Zamanlayıcı. Vakit saatlerine göre otomatik çalışma, hem konfor hem tüketim tarafında en büyük kazancı sağlıyor.
Ayar disiplini. Cihazların tek merkezden yönetilmesi; ayarların herkes tarafından değiştirilmesi dalgalanma üretiyor.
Sezon öncesi bakım. Yoğun kullanım dönemleri belli olduğu için bakım bunun öncesine planlanıyor.
Envanter. Çok sayıda cihaz bulunan yapılarda hangi ünitenin nerede olduğu ve son bakım tarihi listeleniyor.
Bu dört madde, cemaat yoğunluğunun arttığı dönemlerde sistemin hazır olmasını sağlıyor. Sezon ortasında çıkan bir arıza, bu yapılarda en zor telafi edilen durum.
Aliağa ve çevresinde
Aliağa, Yenişakran, Çandarlı, Bergama ve Dikili'de yüksek hacimli ve aralıklı kullanılan yapılar için keşif, kapasite değerlendirmesi, montaj ve dönemsel bakım yapıyoruz. Kullanım saatlerine göre çalışma programı birlikte kuruluyor.